Bel ağrılarımdan kurtuldum


2008 yılı bana kötü bir sürpriz yaptı. Ocak ayının başlarında çömeldiğim yerden ayak ağrısı yüzünden zor kalktım. Ayağımı sporda incittim herhalde diye düşündüm. Ertesi gün ayağımın ağrısı şiddetlenmişti ve artık üstüne basamıyordum. Bir gün sonra belimde korkunç bir ağrıyla uyandım. Soluğu hastenede aldım ve bel fıtığı teşhisiyle ve de bir sürü kortizonlu iğne ve kas gevşetici ilaçlarla eve döndüm. Fizik tedaviye başladım, bir haftalık yatak istirahatinden sonra. Yıllardır spor yaparım, kilolu değildim. Fakat bu bel ağrısı ne yaparsam yapayım gitmiyordu. Fizik tedavi de, lazer tedavisi de , daha daha denediğim bir sürü yöntem de hiçbir şeyi değiştirmiyordu. İlk etapta 6 ay yattım. Adana Erkek Lisesinde öğretmenlik yapıyordum. Bu altı ay içinde ayağa her kalktığımda herşey benim tekrar yatmam için bir sebepti. Hapşırmak, marketten bir kaç kiloluk bir poşet taşımak, okulda öğrencinin çarpması vs..vs..

Tedaviler, doktorlar ne yapsam boştu. Sabaha karşı özellikle çok şiddetli ağrılarım oluyordu. 5 yıl çektim bu illetten, bu sürenin aşağı yukarı yarısı yatarak, diğer yarısı da 'iyiyim' deyip rol yaparak geçti. Üç MR çekildi toplam olarak bu süreç içerisinde ve hepsi de gittikçe daha da kötüleştiğimi gösteriyordu. İkinci fıtığım da olmuştu. Bir de doktorların bel daralması dedikleri birşeyle tanıştım. Ağrılarım kuyruk sokumuna da inmişti. Bunun için de zamanında kalça üstüne düşmeden kaynaklı kireçlenme dendi. E yani benim gibi 46 yaşına gelip de hiç düşmeyen varmıydı ki acaba?

Doktorlar artık ilaç da vermiyorlardı ve acil ameliyat diyorlardı. Ayakta uzun süre durmakta özellikle sınıfta zorluk çekiyordum. Sabahları belim açılmıyordu. Yakında tuvaletimi de tutamayacağım ve hatta yürüyemeyeceğim söyleniyordu. Yani yarı sakat gibi olmuştum. Hayatım çok kalitesizleşmişti. Ama tek bir şeyi söylüyordu içim. .. BİR ÇÖZÜM OLMALI....

Okula gidemediğim için Rapor almaktan utanıyordum artık. Öğrencilerim sağlıklı ve genç öğretmenlere layıktılar ve 2012 de çok sevdiğim mesleğimden emekli oldum. 

2013 ün başında Bana şifa bir televizyon kanalından geldi. Çağla Yüksel Cine 5 de Dorn Terapiyi anlatıyordu. Mutlaka bunu da denemeliydim. Son umuttu artık.. İstanbul'a gittim. Terapi sonrası ilk önce sabahları tutan şiddetli ağrılarım hafiflemişti. Dorn metodun egzersizlerini yaptıkça gittikçe düzeldiğimi farkediyordum. 

Şu anda çok çok iyiyim. Sporlarımı yapıp üstüne bir de tenis oynuyorum. Smile

Fazla uzattım belki ama şunu da mutlaka eklemeliyim. Bir kaç ay sonra tamamen iyileştiğimde bana bunlar neden oldu diye araştırdığımda bağırsakların ve karaciğerin önemini anladım. Aidin Salih Gerçek Tıp kitabından vücut temizlemeler yaptım. Ara ara oruçlar tuttum. Hayatımdaki kimyasalları çıkardım. (Diş macunu yerine toz zencefil, nemlendiriciler yerine zeytinyağı vs.)

evdeki temizlik maddelerini kendim yapmaya başladım.(fermentemutfagim.com sitesinden)

Dorn metodun eğitimini aldım. Sebzeleri, otları daha fazla beslenmeme dahil ettim. Kan gurubuna göre beslenmenin önemini anladım.  Düzenli olarak (bilhassa önlem amaçlı olarak bel bölgeme) sülük ve hacamat yaptırdım. Tıbba olan inancım kronik hastalıklarda artık bitti. Ve hiçbir şeyden korkmuyorum ilaçlardan korktuğum kadar. 

Ha birde düşüncelerimi güzel tutmayı öğrendim. Hayata güvenmeyi ve bardağın dolu tarafını görüp şükürcü olmayı...



YorumOlustur

Yorumlar